Sen dünyadan hiçbir iz bırakmadan göçüp gitmek mi istiyorsun?

“Sen bir tarihçi olsan, iyi bir tarihçi olursun. Bir ekonomist olsan, iyi bir ekonomist olursun. İyi bir edebiyatçı da olursun. Hatta iyi bir ressam da olursun. İyi bir sosyolog olursun. Senin yeteneğinde ve senin tutkunda bir insan, her ne olmak isterse onun orta çizgisinin üstünde bir yere ulaşabilir. Ama önemli olan, olabileceklerinin en iyisi olmaktır. Kendini bir yönde yoğunlaştırmaktır. Yoksa senin gibi yirmi bilim dalıyla ilgilenen insanlar, sonunda her şeye parmak daldırmış, derinliği olmayan, sığ kişiler olup kalırlar.

Her insan bir potansiyeldir. Diyelim bin tonluk ya da onbin tonluk birikmiş sudur. Bu su boşalınca, geniiiiiş bir alana yayılırsa, bu sudan hiçbir yarar sağlanmaz.… devamını oku...

Parayla aramızı nasıl düzeltiriz?

Parayla olan ilişkimiz yaşamımız boyunca devam eder. Para, başkalarına nasıl davranmamız gerektiği konusundaki belirleyici faktörlerdendir. Para, bizlerin özgürlük, güç, statü, iş ve eşyaya olan bakışını şekillendirir. İnsanları ve akrabaları birbirine bağlar ya da küstürür. Para, modern insanın hayat görüşünü ve kişiliğini aralıksız yoğurmaya devam ediyor. Çoğu insan parayı yeterince iyi anlayamadığından, onunla olan ilişkisini düzgün yönetemez. Bu tür insanlar nicelikçe çok paraları olsa bile, bunu yeterince mal varlığına ve deneyime dönüştüremediği için mutsuz ve depresif hayatlar yaşar.

Parayı anlamak!

Parayla olan ilişkimizi yönetirken belli bir dünya görüşüne sahip olmamız gerektiği bariz bir gerçek. Parayla ilgili düşüncelerimiz çoğunlukla ‘nasıl daha çok kazanırım!’ dan ibaret olduğundan, onunla ilgili tüm dertlerimizi, niceliğini artırarak çözebilirmişiz gibi yaygın ve yanlış bir inanış mevcut.devamını oku...

Neden beceriksiz ve kötü insanlar hep terfi alır?

“Bu adamın burada ne işi var. Hiçbir konuda bilgi sahibi değil. Üstelik çok sinir bozucu. Biz işimizin ortasındayken gelir iki saçma laf söyler, hepimizi uyuz eder. Sinirleri bozar. Çalışanları birbirine kırar. Arkamızdan dedikodu yapar. Şimdi de hepimiz olduğumuz yerde sayarken o terfi aldı. Bu şirketten nefret ediyorum. Bu büyük bir haksızlık.”

Bu ve benzeri konuşmalara çalıştığım hemen her kurumda şahit oldum. Şirketin en gereksiz, dedikoducu ve sinir bozucu insanları kariyer basamaklarını hızla tırmanırken sadece işini yapmaya çalışan tipler genellilkle olduğu yerde sayar. En olmadık insanlara, en olmadık sorumluluklar verilir. Huşu içinde huzurla çalışmak varken rahatsız tipler kredileri toplar, ehil insanları şirkete küstürürler.… devamını oku...

Facebook’un büyük, kârlı yalanı

Son birkaç yılda bazı konulardaki düşüncelerimde ciddi değişiklikler oldu. Özellikle teknoloji ve sosyal medyaya bakışım çok radikal bir şekilde değişmeye başladı. Önceleri bu ve benzer şirketleri, birkaç parlak gencin, dünyayı olduğundan çok daha iyi bir hale getirmek gibi naif düşüncelerle bezediği, özenilesi ve başarılı girişimler olarak görüyordum. Belki de işler gerçekten böyle başlıyordu. Lakin, işe haddinden fazla para ve servetine servet katmak isteyen aç gözlü zenginler dahil olunca “dünyayı değiştirmek” mottoları, insanları kandırmak için tasarlanmış romantik söylemlerin ötesine geçemiyor.

Kandırılmışız üstadım

Facebook’un patronu Mark Zuckerberg, tüm konuşmalarında hep aynı şeyi söylüyor: “We work to make the world more open and connected.” Meali; “Dünyayı daha açık ve bağlantılı hale getirmek için çalışıyoruz.” Özellikle IPO’dan sonra (hisselerin borsaya açılmasının ardından), finansal kaygılar ve aç gözlü yatırımcıların baskısıyla, kantarın topuzu iyice kaçtı.… devamını oku...

Her şey çözülmeyi bekleyen gerçek bir problemle başlar

Geçtiğimiz aylarda, sıra dışı projeleriyle küresel arenada dikkatleri üzerine çekmiş, sağlam bir Türk tasarımcıyla tanıştım. Uzun, yorucu ancak müthiş derecede keyifli bir sohbet oldu. O, tutkuyla projelerini ve hikâyesini anlatırken, bende çıkardım not defterimi başladım not tutmaya…

Tasarım ne ile başlar?

Böyle güzel insanlarla bir araya gelebilmek çok büyük şans. İnsanın ister istemez enerjisi artıyor. Merak, peşinizi bırakmıyor ve peş peşe sorular sormaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Muhabbet tüm hızıyla devam ederken yine dayanamadım ve sordum; “İyi bir tasarımcının sahip olması gereken en önemli şey nedir?” diye. Hiç tereddüt etmeden şu cevabı verdi: “İyi bir tasarımcının, ne mütiş bir çizim yeteneğine, ne de muazzam Photoshop becerilerine ihtiyacı yoktur.devamını oku...

2016’nın en büyük bombası sanal gerçeklik olabilir

 

Sanal gerçeklik teknolojilerinin pazar potansiyeli çok büyük. Öyle ki, donanım geliştiren öncü firmalar ve bu teknolojilerin üzerinde koşacak servis ve uygulamalar üzerine çalışan kurumlar, yatırım üstüne yatırım almaya devam ediyor.

Statista araştırma şirketinin verilerine göre; bu alanda donanım ve yazılım yapan firmalar 2015 yılında toplamda yaklaşık 2,3 milyar dolarlık bir pazar oluşturmuş. Büyümeyi daha iyi anlamak için bu rakamın 2014 yılında 90 milyon dolar civarında olduğunu ifade edelim. Yine aynı araştırma şirketinin verilerine göre, 2018 yılına kadar sanal gerçeklik ürünlerinin toplamda 5,2 milyar dolarlık bir pazara ulaşacağı ön görülüyor.

Facebook, 2014 yılında Oculust Rift’i 2 milyar dolara satın almıştı. Facebook’un Oculus Rift’i, HTC’nin Vive’ı ve Playstation’ın VR’ının 2016’nın ilk yarısında pazarda olması bekleniyor.… devamını oku...

İçindeki çocuğu mutlu etmek; bir saatin hikayesi

Okura not: Birazdan okuyacağınız bu blog yazısı kahramınız Hakan Efendi’nın günlüğü ile yaptığı sıradışı zamansız monoloğu içermektedir. Olur da okurken sıkılırsanız falan, ekranı hemen kapatıp benden kendinize güzel bir çay söyleyin ve en sevdiğiniz arkadaşınızı telefonla arayıp rahatlamaya çalışın.

Sevgili günlük,

Saatler sabahın 4:35’ini gösteriyor. Zaten sallantıda olan uyku düzenim geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz San Francisco seyahatinden sonra iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Geceleri uyuyamamalar, kafalarda uçuşan şukela düşünceler ve durdurak bilmeyen hep birşeyler yaratma isteğimle geldim sana… Bu saatte yapacak pek bir işim olmadığından, maalesef gevezeliklerime katlanmak durumunda kalacaksın, sevgili günlük…

Biliyorsun, hem kafayı toparlamak, hem de yeni iş fırsatlarını ve trendleri yerinde gözlemlemek bahanesiyle, kendimizi kandırıp, güzel bir seyahat planı oluşturmuştuk.… devamını oku...

Kendimi yenmeye değil, kendimle uzlaşmaya geldim

Samsung’daki beş yıldızlı işimden ayrıldığımdan bu yana 1,5 ay süre geçti. Zaman ne hızlı geçiyor. Bu süre zarfında verdiğim birkaç mini danışmanlık ve eğitim haricinde banka hesabımı mutlu edecek pek bir iş yapmadım. Daha ziyade kendimi anlamak ve kendimle uzlaşmak için geleceğime yatırım yaptım. Bir süre daha buna devam etmeyi arzu ediyorum. Hatta, aklımı başımdan alacak, yoğun bir işte çalışmaya başlarsam bile bu uzlaşma sürecinin peşini bırakmaya niyetli değilim.

Gerçekten biz büyüdük ve kirlendi dünya

Kafalar yoğun, öncelikler ise maddi kaygılar ve egoları beslemek olduğunda, insan en çok kendinden uzaklaşıyor. Hiç yapmayacağı şeyler yapmaya meyilleniyor. Oysa, altı yaşımızdaki o minik kaşif hallerimiz öyle miydi!… devamını oku...

En son ne zaman bir banner reklamına tıklamıştınız?

Banner reklamlarının küresel tıklanma oranı yüzde 1’in altında (Display Benchmarks tool). Banner reklamlamlarını gizleyen Ad blocker yazılımlarının kullanım oranı geçtiğimiz yıl içinde yüzde 41 artmış ve şu an dünyada neredeyse 200 milyon kişi ad blocker kullanıyor (PageFair). Yapılan araştırmalar, mobilde reklama tıklamaların neredeyse yarısının kazara olduğunu söylüyor (Goldspot Media). Kullanıcıların yüzde 54’ü banner reklalamlarına güvenmediği için tıklamıyor (BannerSnack). Internet kullanıcılarının yüzde 33’ü banner reklamlarının katlanılmaz olduğunu düşünüyor (Adobe). Bu çarpıcı rakamları ben değil, maalesef dijital pazarlama ve reklamcılık konusunda uzman şirketler ve araştırma kurumları söylüyor.

Geleneksel basılı yayıncılığın popüler olduğu dönemde yayıncılar, aralara reklamlar yerleştirerek hazırladıkları gazeteler ve dergilerden elde ettikleri gelirler ile hayatta kalıyordu.… devamını oku...

Bağımsız çalışanlar küresel ekonomide yeni bir çığır açıyor

Şu an internette yayın hayatına devam eden 1 milyar internet sitesi var. Bunların neredeyse 70 milyonu tek bir platform üzerine inşa edilmiş durumda. Bu platform için hazırlanmış 29 binden fazla eklenti yaklaşık 300 milyon kere indirilmiş ve hâlâ devam ediyor. Sanırım çoğunuz hemen daha yazının başında WordPress’ten bahsettiğimi anladınız. Her gün 20 bin kişinin ekmeğini çıkardığı bu platformda, birine sitenizi yaptırmak ya da özel bir eklenti geliştirmek isterseniz saat başı ortalama 60 doları gözden çıkarmanız gerekiyor.

Bağımsız çalışanların ayak sesleri

Bağımsız çalışanlar, küresel iş gücü içinde en hızlı büyüyen endüstri olarak dikkatleri çekiyor. Elance-Odesk sponsorluğunda Edelman Berland’in ABD’de gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları çarpıcı.… devamını oku...